Kıskançlık, İmrenme ve Haset Üzerine

Kavramlar duyguların yerini doldurur, dolayısıyla kavramlara yüklediğimiz anlamlar sayesinde hislerimizi ve davranışlarımızı ifade ederiz. Fakat çoğu zaman kavramları birbirine karıştırırız. Taşıdıkları anlamların mahiyetini idrak edemeyiz. Düşüncenin hakkını verenler kelimelere hakimdir. Yani kelime bilgin ne kadar geniş ve onlara yüklediğin anlamların farkındaysan düşüncelerini derleyip toplaman o kadar kolay olur.

Bir örnek üzerinden anlatmaya gidelim.
Kıskançlık, imrenme ve haset kavramlarını birbirinden yarıştıralım. Bu kelimelerin taşıdıkları anlamlara göre yerli yerine koyalım. Kıskançlığı öfke duygusunun alt başlığı altında değerlendiriyorum. Stoacılara göre insanın 3 temel özelliği vardır; arzu, öfke ve düşünce. Arzu ve öfke hayvanlarla olan ortak noktamızdır, düşünce ise Tanrı ile olan ortak noktamızdır. İnsan bir şeyi önce arzular bazı yolları izleyerek onu elde eder. Diğer canlılarda olduğu gibi. Örneğin bir köpek doğadan biseyler avladı ve yeme başladı. Burada köpeğin avlanmak istemesi bir azudur. Avını yakaladıktan sonra yemeğine başka bir köpek ortak olmak isterse ona hırlamaya başlar ve kendisinden uzaklaştırır. Burada köpeğin hırlaması kıskançlık örneğidir. Kendisinin elde ettiği avı yine kedisi yemek ister başkasının buna ortak olmasına asla izin vermez. Bundan dolayı kıskançlığı öfke duygusunun altında inceledim. İnsanı bir düşüncedir fakat düşünceyle yani tanrısallıkla alakası yoktur. Bilgece değildir.




























İmrenme ise başkasında olanda gözünün olmaması fakat birinde gördüğün bir zenginliği istemedir. Bisikleti olmayan bir çocuğun arkadaşının bisikletini gördükçe içinden bir bisiklet arzusu kurmasıdır. Yani imrenme de başkasının olanında gözün yoktur. Sadece başkasında gördüğün zenginlik gibi bir zenginlik isteme vardır. Bu arzuda insanidir ve diğer canlılarla ortak özelliğimizdir. Düşünce ile kesişim noktası yoktur.

Haset ise bu ikisinin ötesindedir. Sağlıklı bir canlı gösteremeyeceği bir davranıştır. Kıskançlıkta arzularsın, elde edersin ve senin olanı başkasıyla paylaşmazsın. Normal karşılanabilinir. Haset ise şu vardır: sende yok diye başkasında da olmamasını istersin. Herhangi bir eksiklik durumunda arzulayıp sonra kazanmak yerine onda da olmasın dersin. Şöyle bir hikaye anlatılır. Adamın biri her gece Allah'a dua edermiş. "Allahım bir isteğim var kabul et" diye. O kadar çok  ısrarcı olmuş ki Allah "tamam kendin için istediğin şeyin iki katını komşuna vererek duanı kabul edecem demiş. " Haset dolu adam"benim bir gözümü komşumun iki gözünü çıkar" demiş.

Günlük hayatta üzerine pek düşünmediğimiz bu üç kavramın taşıdığı anlam aslında ne kadarda faklı.

Paylaş:

Benzer Konular

Son
Önceki Konu
Sonraki Yazı »